﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadın ve Yaşam &#187; Hamilelik (Gebelik)</title>
	<atom:link href="http://www.kadinveyasam.com/blog/category/hamilelik-gebelik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kadinveyasam.com/blog</link>
	<description>Kadının Yaşam Rehberi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Feb 2012 00:02:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Gebelikte Hangi İçecekleri İçmeli?</title>
		<link>http://www.kadinveyasam.com/blog/gebelikte-hangi-icecekleri-icmeli/</link>
		<comments>http://www.kadinveyasam.com/blog/gebelikte-hangi-icecekleri-icmeli/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Feb 2012 12:59:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hanimeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alternatif Tıp]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik (Gebelik)]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[Bitki çayları]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik hakkında bilinmesi gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelikte Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte bulantı]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte riskler]]></category>
		<category><![CDATA[hamile]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelikte beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinveyasam.com/blog/?p=13093</guid>
		<description><![CDATA[Gebelikte Hangi İçecekleri İçmeli? Belli başlı bazı bitkisel çayların içinde bulunan etken maddeler özellikle çocuklarda ve hamile kadınlarda sorunlara neden olabilir. Eczaneden alınan ilaçların içerdikleri etken maddelerin her biri ve miktarları net olarak bilindiği halde bitkisel çaylar birden fazla etken madde içerebiliyor ve etken madde miktarının net olarak bilinmesi imkansızdır. Hamilelik döneminde kadınların çoğu zencefil, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gebelikte Hangi İçecekleri İçmeli?</strong></p>
<p>Belli başlı bazı bitkisel çayların içinde bulunan etken maddeler özellikle çocuklarda ve hamile kadınlarda sorunlara neden olabilir.</p>
<p>Eczaneden alınan ilaçların içerdikleri etken maddelerin her biri ve miktarları net olarak bilindiği halde bitkisel çaylar birden fazla etken madde içerebiliyor ve etken madde miktarının net olarak bilinmesi imkansızdır.</p>
<p>Hamilelik döneminde kadınların çoğu zencefil, ıhlamur, papatya, rezene, kuşburnu, normal çay, yeşil çay ve meyve çaylarını bulantı gidermek için (zencefil), sıvı ihtiyaçlarını gidermek için, sakinleştirici özelliklerinden faydalanmak için (rezene) veya lohusalık döneminde süt yapımını artırmak için (papatya, rezene, ısırgan otu çayları) kullanmaktadırlar.</p>
<p>Bu sayılanlarda günlük miktar iki fincanı aşmadığı sürece sorun yok gibi görünmektedir.</p>
<p>Halbuki ismi masum gözüken ve bize aşina olan çeşitli bitki çayları, örneğin adaçayı, sinameki, fesleğen, keten tohumu, ahududu çayı gibi çaylar sıkça tüketildiğinde düşük yapma riskini, gebelikte kanama riskini ve rahim kasılmalarını artırarak erken doğum yapma riskini artırabilmektedir.</p>
<p><span id="more-13093"></span>Ahududu çayının doğum kasılmalarını başlatıcı etkisi yüzyıllardan beri bilinmekte ve ebeler tarafından bu çay gecikmiş doğumları başlatmak için kullanılmaya devam etmektedir.</p>
<p>Bunlar yanında üçüncü bir grup bitki çayı ise artık hemen her markette rastlayabileceğimiz isimlerini az duyduğumuz veya hiç duymadıklarımız: Fesleğen, Biberiye, Lavanta, yaban mersini, sarı kanturon, melisa yaprağı, kediotu, oğul otu, aloe vera, karahindiba bunlara örnek verilebilir.</p>
<p>Bu sayılan bitki çaylarının ortak özelliği gebelik döneminde kullanıldıklarında erken doğum, gebelikte kanama ve düşük riskini artırma olasılıklarının bulunması ve bu nedenle kesinlikle kullanılmaması gerektiğidir.<br />
Bazı bitkilerin aşırı kullanımda sakat doğuma yol açtıklarına dair bazı bulgular bile mevcuttur.</p>
<p>Özet olarak hamilelik döneminde bitkisel çaylara masum gözüyle bakmak yerine günümüzde kullanılan ilaçların kökeninde bitkiler olduğu gerçeği göz önünde bulundurulmalı ve bitkisel çayları kullanmadan önce mutlaka doktora danışılmalıdır.</p>
<p><strong><em>Bitkiler her zaman masum değildir.</em></strong><br />
”Bitkisel tedavi ilaç tedavisinden iyidir” düşüncesiyle aktarlardan içeriği ve ne işe yaradığı bilinmeyen bitkilerin alınması ve kullanılması ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.<br />
Bitkisel tedavi ancak bu konuda özel eğitim almış bir doktor tarafından yürütülebilir.</p>
<p><strong><em>Hamilelikte hangi içecekler güvenli?</em></strong></p>
<p>* Hamilelik döneminde en iyi tüketilecek sıvılar içme suyu, taze meyve suları ve süttür.<br />
Bunun yanında sıcak içecek olarak yine süt, sıcak çikolata, salep gibi içecekler tercih edilmelidir. Kolalı içecekler, çay, yeşil çay ve kahve kafein içerikleri nedeniyle günlük kullanımı maksimum iki birim (fincan veya bardak) ile sınırlanmalıdır.</p>
<p>* Son zamanlarda sıklıkla reklamları yapılan enerji içeceklerinin içerdiği katkı maddeleri hamilelikte şeker metabolizmasını bozabileceğinden bu içeceklerden kesinlikle kaçınılmalıdır.</p>
<p>* Alkol nörotoksik bir madde olarak gelişmekte olan bebeğin beyin hücrelerinin gelişimini engelleyen bir maddedir ve hamilelikte kesinlikle uzak durulmalıdır. Aşırı alkol tüketen toplumlarda çocuklardaki zeka geriliğinin en önemli nedeni anne adayının alkol kullanımıdır.</p>
<p>* Diyet içecek ve gıdaların içeriğinde ve suni tatlandırıcılarda bulunan aspartam her ne kadar bebeğe zararlı bir madde olarak görülmese de (gebelikte ilaç kategorisi B, yani kullanımı uygun) tatlandırıcı olarak diğer maddeleri içeren diyet ürünlerden ve mümkünse tüm diyet ürünlerinden tümüyle uzak durulmalıdır.</p>
<p>* Light süt ise yalnızca yağı azaltılmış bir ürün olduğundan kalsiyum kaynağı olarak gebelikte güvenle kullanılabilir.</p>
<p>* Probiyotik bakteri içeren ürünler (probiyotik yoğurtlar) iyi huylu bu bakterilerin etkisiyle sindirimin kolaylaşmasını sağlar ve kabızlığı önlerler ve hamilelik döneminde de rahatlıkla kullanılabilirler.</p>
<p>* Kefir eski bir ürün olsa dahi tıp literatürüne yeni girmeye başlamış bir içecektir.<br />
Masum bir içecek olduğu düşünülmekle beraber hamilelik döneminde kullanımı konusunda henüz yapılmış kontrollü çalışmalar bulunmamaktadır.</p>
<p>Dr. Kağan Kocatepe</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinveyasam.com/blog/gebelikte-hangi-icecekleri-icmeli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelikte Suyun Önemi</title>
		<link>http://www.kadinveyasam.com/blog/gebelikte-suyun-onemi/</link>
		<comments>http://www.kadinveyasam.com/blog/gebelikte-suyun-onemi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2012 03:42:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hanimeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik (Gebelik)]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelikte Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelikte eksik beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelikte beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[minerelli su]]></category>
		<category><![CDATA[su içmek]]></category>
		<category><![CDATA[suyun faydaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinveyasam.com/blog/?p=12651</guid>
		<description><![CDATA[Gebelik, gözle görülmeyen anne yumurtası ve baba sperminin döllenerek ana rahminde hızla çoğalıp şekillenerek yaklaşık 40 hafta sonra insan yavrusu olarak dünyaya gelmesine kadar geçirilen süredir. Yeni doğan bebek milyarlarca hücreden oluşmuştur. Hücreler büyük ölçüde su, bu su içinde çözünmüş besin öğelerinden oluşmuştur. Döllenme ile birlikte kadının, bir yandan bebeğin gelişmesini sağlayacak çevrenin oluşması, diğer [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gebelik, gözle görülmeyen anne yumurtası ve baba sperminin döllenerek ana rahminde hızla çoğalıp şekillenerek yaklaşık 40 hafta sonra insan yavrusu olarak dünyaya gelmesine kadar geçirilen süredir.<br />
Yeni doğan bebek milyarlarca hücreden oluşmuştur.<br />
Hücreler büyük ölçüde su, bu su içinde çözünmüş besin öğelerinden oluşmuştur.<br />
Döllenme ile birlikte kadının, bir yandan bebeğin gelişmesini sağlayacak çevrenin oluşması, diğer yandan hücrelerin çoğalıp şekillenmesini karşılamak üzere su ve besin öğeleri gereksinimleri hızla artar.</p>
<p>Gebeliğin ilk 26. haftası sonunda bebeğin beden ağırlığının yaklaşık % 90’ı sudan oluşmuştur.</p>
<p>Bu durum, bebeğin gelişiminde suyun ne denli önemli olduğunu göstermektedir.<br />
Doğum yaklaştıkça bebeğin su gereksinmesi oksijenin önüne geçer.<br />
Bebek ana rahminde, mekanik şoklara karşı engel oluşturan, 37 derecelik ısı sağlayan ve enfeksiyonlardan koruyan su çözeltisi (amniotik sıvı) içinde yaşar. Bu sıvı bebeğin gelişimi için de önemlidir.</p>
<p>Bebeğin yaşamını sürdürdüğü su çözeltisinde yetersizlik olması akciğerlerinin gelişimini olumsuz etkiler, hareket yeteneğini azaltır ve yapısal bozukluğa neden olur. Bu durum zamanında doğan bebeklerin % 3-5’inde görülebilmektedir.</p>
<p>Bebeğin su gereksinmesi annenin içtiği suyla karşılanır.<br />
Anne ile amniotik sıvı arasında bir saatlik sürede yaklaşık 0,5 litre su değişimi olur.</p>
<p><em><strong>Gebelikte Annede Oluşan Fizyolojik Değişiklikler ve Su</strong></em></p>
<p><span id="more-12651"></span>Gebelik süresince, anne ortalama 12,5 kg. ağırlık kazanır.<br />
Bu ağırlığın yaklaşık 6-8 kg.’ı sudur. Bu suyun yaklaşık yarısı halk arasında son denilen plasenta, amniotik sıvı ve bebekte depo edilmiştir.<br />
Bebeğin yaşamı için gerekli bu su aşağıda belirtilen fizyolojik uyumlarla sağlanmaktadır.<br />
Gebelikle birlikte damarlarda akan kanın hacmi % 10 artar.<br />
Kalbin atış hızı ve toplam beden suyunun miktarı da yükselir.</p>
<p>Susama eşiği düşer. Normal duruma göre gebelikte susama duygusu daha erken gelişir ve böylece gebe kadın daha çok su içme olanağı bulur.</p>
<p>Bu değişiklikler hormonların denetimi altındadır.</p>
<p>Suyun sağlıklı bir bebek dünyaya getirebilmede, önemi çok büyükAraştırma verilerine göre annenin içtiği su, amniotik sıvıyı etkilemektedir.<br />
Amniotik sıvısı yetersiz olan kadınlara 2 saat içinde 2 litre su verildiğinde amniotik sıvıdaki yetersizliğin düzeltildiği gösterilmiştir.<br />
Amniotik sıvı yetersizliği olmayan kadınlarda da içilen suyun sıvıyı artırdığı gözlenmiştir.<br />
Deneysel çalışmalarda annenin susuz kalmasının bebeğin susuz kalmasına neden olduğu belirlenmiştir. Bu veriler, sağlıklı bebek dünyaya getirmede suyun ne denli önemli olduğunu göstermektedir.</p>
<p><strong><em>Gebelikte Su İhtiyacını Artıran Diğer Durumlar</em></strong></p>
<p>Gebe kadın idrar yolları enfeksiyonuna ve kabızlığa yatkındır.<br />
Böbrek taşı oluşumu gibi durumlarda ilaç kullanımı sakıncalıdır.<br />
Gebelikte yeterli su alımı, bu gibi olumsuz durumların önlenmesine yardımcı olur.</p>
<p><strong><em>Gebelikte besin öğeleri gereksinmesi de artar.</em></strong><br />
Suda bulunan kalsiyum ve magnezyum bu minerallerin artan gereksinmelerinin karşılanmasına katkı sağlar.<br />
Kalsiyumun en iyi kaynağı süt ve süt ürünleridir.<br />
Bu ürünleri yeteri kadar tüketmeyen gebe kadınlarda suyla alınan kalsiyum, artan ihtiyacın karşılanmasında yardımcı olur.<br />
Yeterli kalsiyum ve magnezyum alımı bebeğin gelişmesinde rol oynadığı gibi gebelikle ilintili yüksek tansiyon ve preeklemsi riskini de azaltır. Gebelikte artan kalsiyum gereksinmesi karşılanamadığında, bebeğin kemiklerinin gelişmesi için gerekli kalsiyum annenin kemiklerinden çekilerek karşılandığı için kemik erimesi riskini artırır.<br />
Bu da ileri yaşlarda osteoporosiz olarak ortaya çıkar.<br />
Anne ve bebeğin sağlığını korumak için gebe kadının yeterli miktarda su içmesi gerekmektedir</p>
<p>ABD Tıp Enstitüsü Besin ve Beslenme Komitesi gebelikte kadının kendi gereksinmesine ek olarak günlük 300 mililitre su alımını önermiştir.<br />
Normal kadın için önerilen 2,7 litre su miktarına gebelikten dolayı ek 300 mililitre eklendiğinde gebe kadın için önerilen su miktarı 3 litreye çıkmaktadır. Su ihtiyacının bir bölümü diğer içeceklerden karşılanabilir.<br />
Bunun için en iyi içecekler süt, ayran ve taze sıkılmış meyve sularıdır.<br />
Çay, kahve ve kolalı içecekler kafein içerirler. Kafein bebeğin gelişimini olumsuz etkilediğinden sınırlı tüketilmelidir.<br />
Gebe kadınlar için en iyi içecek sudur. Gebe kadın günde 2 litre civarında su tüketmelidir.</p>
<p><strong><em>Bebek Emzirirken Suyun Önemi</em></strong></p>
<p><strong><em>Doğumda su kaybı</em></strong><br />
Gebelik süresince, anne ortalama 12,5 kg. ağırlık kazanır.<br />
Gebelik başlangıcında zayıf olan annelerin biraz daha fazla, şişman olanların ise daha az ağırlık kazanmaları istenir.<br />
Kadının kendi beden ağırlığına eklenen bu ağırlığın yaklaşık yarısı bebek ve ana rahminde gelişimini sağlayan yardımcı doku kütlesi, kalanı emzirme dönemi için harcanacak depodur.<br />
Anne doğumda ortalama 3,5 kg. ağırlıkta, 50 santim boyunda bebek ve 3 kg yardımcı doku kütlesini bedeninden dışarı çıkarmaktadır.<br />
Bu kütlenin büyük çoğunluğu ana rahminde bebeğin yaşamını sağlayan amniotik sıvıdır.<br />
Bu sıvıyla birlikte kan ve plasenta ile de su yitirilmektedir.</p>
<p><strong><em>Yeni doğan bebeğin beslenmesinde anne sütü</em></strong><br />
Anne, gebeliği sırasında doğacak bebeğin beslenmesi için süt üretme hazırlığına başlar.<br />
Süt üreten meme dokusunda bu amaca yönelik değişiklikler olur.<br />
Doğumdan hemen sonra, yarım saat içinde bebeğin anne memesini almasıyla süt üretimi için beyine uyarı ulaşır.<br />
Beyinden gelen ikinci uyarı ile süt salgısı başlar.<br />
Yeni doğan bebeğin anne memesinden uzak kalması süt üretimi ve salımını geciktirir.<br />
Bu durum bebeğin susuz ve besinsiz kalmasına neden olur.<br />
Önceleri bunu önlemek için yeni doğan bebeğe şekerli su verilirdi.<br />
Ancak şekerli su bebeğin anne sütünden yararlanmasını olumsuz etkilediğinden ve verilen şekerli suyla bebeğin mikrop kapma riskinin artması yüzünden bu uygulama terk edilmiştir.<br />
Doğumdan hemen sonra anne kendine gelir gelmez, bir saat geçirmeden, bebeğe bir şeyler verilmeden emzirilmesi önerilmektedir.</p>
<p>Anne sütüyle beslenme bebeğin sağlıklı büyüyüp gelişmesi için son derece önemlidir.<br />
En üstün teknolojiyle yapılmış olsa bile hiçbir mama anne sütünün yerini tutmaz.<br />
Hiçbir memeli hayvanın sütü yeni doğan bebeğe uygun değildir. Her memeli canlının sütü kendi yavrusuna özgüdür.</p>
<p><strong><em>Anne sütü ve bebeğin su gereksinmesini</em><em>n karşıl</em><em>anması</em></strong></p>
<p>Yeni doğan bebeğin beden ağırlığının yaklaşık % 75’i sudan oluşmuştur.<br />
Bu oran bebek büyüdükçe azalarak yerini protein ve yağ almakta, bir yaşından sonra yetişkinin düzeyine yaklaşmaktadır.<br />
Bebekte su değişimi çok hızlı olduğundan yitirilen suyun hemen karşılanması gerekir.<br />
Anne sütü bebeğin besin gereksinmesini karşıladığı gibi su gereksinimini de karşılar.<br />
Anne sütündeki besin öğeleri su içinde çözünmüş olarak bulunur.<br />
Anne sütü bebeğin ilk 6 ayında tek başına bebeğin su ve besin öğeleri gereksinimini karşılar.<br />
Araştırma bulgularına göre ilk 6 ayda günlük süt üretimi ortalama 769 gramdır.<br />
Altı aydan sonra ek besinlere başlanmasıyla günlük süt üretimi 550 grama iner.<br />
Günlük salgılanan 769 gram sütün yaklaşık 675 gramı sudur.<br />
Annenin, yeterli miktarda süt salgılayabilmesi için kendi gereksinmesine ek olarak bu miktarda suyu alması gerekir.<br />
Annenin yeterli miktarda su alması süt üretimini artırır.</p>
<p><strong><em>Emzirme döneminde su gereksinmesini artıran diğer faktörle</em></strong>r</p>
<p>Gebelikte olduğu gibi, emzirme döneminde de idrar yolları enfeksiyon riski artar.<br />
Gebelik ve doğum sırasında idrar yollarında gevşeme ve genişleme gibi bazı değişiklikler olabilir.<br />
Bu değişiklikler var olan böbrek taşlarının idrar kesesine doğru inmesine neden olabilir.<br />
Enfeksiyon ve ağrı için ilaç kullanımı süt veren anne için sakıncalıdır.<br />
Bu tür sorunların önlenmesinde en iyi yol su alımını artırmaktır.</p>
<p>Günlük üretilen 769 gram süt yaklaşık 263 mg kalsiyum içerir.<br />
Anne, sütle bebeğe aktardığı kalsiyumu besin ve içecekleriyle almak zorundadır.<br />
Kalsiyumun en iyi kaynağı süt ve süt ürünleridir.<br />
İçme suyu da emziren kadının artan kalsiyum gereksinmesinin karşılanmasına katkıda bulunur.<br />
Emzirme döneminde sütün oluşması ve metabolizmanın hızlanmasıyla magnezyum gereksinmesi de artar.<br />
Yeterli miktarda magnezyum içeren suyun içilmesi artan gereksinmenin karşılanmasına da katkı sağlar.</p>
<p><strong><em>Emzirme döneminde kadın için önerilen su alım miktarı</em></strong></p>
<p>ABD Tıp Enstitüsü Besin ve Beslenme Komitesi, emzirme döneminde artan gereksinmenin karşılanması için ek olarak 1,1 litre su alımı önermiştir.<br />
Kadına normal durum için önerilen 2,7 litre suya 1,1 litre de eklendiğinde emziren kadının günlük 3,8 litre su alması önerilmektedir.<br />
Bu miktarın bir bölümü süt, yoğurt, sebze, meyve ve çorba gibi su içeriği yüksek besinlerden sağlanır.<br />
Su gereksinmesini karşılamak için çay, kahve, kola gibi içecekler kafein içerdiğinden, alınan kafein de süte geçtiğinden doğru değildir.<br />
En iyi içecek süt, ayran ve taze meyve suyudur.<br />
Bunların dışında emziren kadının günde 2,5 litre su içmesi uygun görülmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaynak  :  www.hayatsu.com.tr</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinveyasam.com/blog/gebelikte-suyun-onemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum Korkusu</title>
		<link>http://www.kadinveyasam.com/blog/dogum-korkusu/</link>
		<comments>http://www.kadinveyasam.com/blog/dogum-korkusu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Jan 2012 14:25:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hanimeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik (Gebelik)]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[doğum hazırlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[doğum korkusu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinveyasam.com/blog/?p=1026</guid>
		<description><![CDATA[Büyük gün gitgide yaklaşmaktadır. Belki de yıllardır hayalinizde canlandırdığınız, size benzeyen tatlı, güzel kızınız ya da babasına benzeyen yakışıklı, cesur oğlunuz yakında kucağınızda olacaktır, ama bu dünyaya ne şekilde merhaba demelidir? Minik bebeğinizin sağlığını tehlikeye atmayacak, size de fazla acı ve sıkıntı yaşatmayacak en uygun doğum yöntemi hangisidir? Şimdiye kadar onlarca acılı-acısız hikaye dinlemiş, bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Büyük gün gitgide yaklaşmaktadır.<br />
Belki de yıllardır hayalinizde canlandırdığınız, size benzeyen tatlı, güzel kızınız ya da babasına benzeyen yakışıklı, cesur oğlunuz yakında kucağınızda olacaktır, ama bu dünyaya ne şekilde merhaba demelidir?<br />
Minik bebeğinizin sağlığını tehlikeye atmayacak, size de fazla acı ve sıkıntı yaşatmayacak en uygun doğum yöntemi hangisidir?<br />
Şimdiye kadar onlarca acılı-acısız hikaye dinlemiş, bir o kadar da yazı okumuşsunuzdur.<br />
Kafanız o kadar karışmıştır ki!<br />
Evet, kadınlar binlerce yıldır doğurmaktadır ama bu sizin doğumunuzdur ve bugüne kadar yaşayacağınız en önemli olaydır.<br />
Peki ama sizi en çok korkutan nedir, bu korkuya sebep olan özel nedenler acaba nelerdir?<br />
<img title="Daha fazla..." src="http://www.tasdelen.org/hanimeli/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif" alt="" /></p>
<p>Hamilelik ve doğumla ilgili korkular kadınların %90’nında bulunmaktadır.<br />
Açıkçası bizler hekim olarak bir anne adayının bu konuda hiçbir sıkıntısı yoksa daha çok endişeleniriz. Ancak bu korkular gereğinden fazla abartılıyor ve anlamsız boyutlara ulaşıyorsa buna sebep olan faktörleri araştırmak gereklidir.</p>
<p><span id="more-1026"></span></p>
<p>İlk gençliğimizden itibaren, akrabalarımızın ve komşu teyzelerin travmatik doğum hikayeleriyle yoğruluruz.<br />
Günlerce çekilen sancılar, iç dikişler, dış dikişler, sonrasında yaşanan sıkıntılar, televizyon ekranında korkunç doğum sahneleri, ortalık kan revan, kadının sanki bedeni parçalanıyor, büyük bir kısmında da ölüyor zaten ve geceleri uykunuzu kaçıran kabuslar!<br />
Sonrasında &#8220;Aaaa, ne gerek var ameliyata, normal doğur!&#8221;<br />
Bu işte bir terslik var. Normal doğum denen vajinal doğumun çoğumuzun kafasında yer etmiş bu felaket görüntülerine alternatif olan sezaryen operasyonu ise başka korkuları beraberinde getirmektedir; &#8220;Ya bayılıp tekrar ayılamazsam ?&#8221;, &#8220;Sonuçta bu bir ameliyat ve her ameliyatın riskleri vardır!&#8221;, &#8220;Kontrolü tamamen kaybedeceğim ve bebeğimi herkesten sonra ben göreceğim!&#8221; gibi.<br />
Öte yandan kimi kadınlar doğal yol olduğu için vajinal doğumu, kimileri ise bebeklerinin doğum gününü özel bir güne denk getirmek için sezaryen operasyonunu tercih edebilmektedirler.</p>
<p>Aslında insan bilmediği şeyden korkar.<br />
Bu nedenle korkuyla başa çıkmada ilk adım yeterli bilgi edinme olmalıdır.<br />
Bilgiyi doğru kaynaktan almak kadar bilginin veriliş tarzı da önemlidir.<br />
Vajinal doğumla ilgili en çok yaşanan korku ve endişeler, öncelikle doğum esnasında çekilecek ağrının şiddetine dayanamama korkusu, yabancı bir ortamda yalnız ve çaresiz kalma, bebeğin başına kötü bir şey gelme riski, doktora ya da hastaneye ulaşamama ve doğum sonrası cinsel hayatın olumsuz etkilenme olasılığı sayılabilir.<br />
Sezaryenle ilgili korkular ise, anestezi korkusu, bilinci kaybettikten sonra kontrolün tamamiyle başkalarının elinde olması, ameliyat esnasında ve de sonrasındaki ağrılar, operasyon sonrası iyileşme döneminin uzun olması şeklinde çerçevelenebilir.<br />
En önemli nokta kişinin doktoruyla bu korkularını paylaşabilmesi ve doktorunun hastasını özenle dinleyip onu endişeleri konusunda aydınlatabilmesidir.<br />
Doğum öncesi kursların da bu konudaki faydaları yadsınamaz.<br />
Bu kurslarda hamile kadınların duygu ve endişelerini dile getirip paylaşabilmeleri, doğum eylemi hakkında bilgilenme ve nefes alma ve gevşeme egzersizleri gibi yöntemlerle doğuma katılma ve kolaylaştırma konusunda yardımcı olunur.<br />
Bu kurslarla isteğe bağlı sezaryenlerde %50 azalma olduğu belirtilmektedir.</p>
<p>Şüphesiz ki ne şekilde doğum yapmış olursa olsun, her kadın doğum sırasında bir miktar ağrı çekecektir.<br />
Kimse doğumun kolay olacağını yüzde yüz garanti edemez yine de epidural anestezi gibi modern yöntemlerle günümüzde özellikle ağrıyla başa çıkma konusunda annelere oldukça yardımcı olunabilmektedir.<br />
Bu yöntemle anne doğumuna aktif olarak katılabilmekte ve daha az ağrı çektiği için daha az yorulup, doğum sonrası da daha çabuk toparlanabilmektedir.</p>
<p>Ağrının anlamı kültürden kültüre değişir, sosyal ve duygusal boyutları vardır.<br />
Ağrı çekmek anneliğe geçişin ilk kuralı gibi görülür.<br />
Ama her kadın bu ağrıyı aynı düzeyde yaşamaz.<br />
Öncelikle her insanın “ağrı eşiği” dediğimiz fizyolojik bir ağrıya dayanabilme sınırı vardır.<br />
Bu kimi insanda yüksek, kimi insanda düşüktür.<br />
Bunun yanında doğum ağrısının bir de psikolojik boyutu vardır ve bu birçok konuyla alakalıdır. Kadınlık kimliği ile ilgili çatışmalar, karı-koca ilişkileri, gebeliğin isteğe bağlı olup olmadığı, travmatize edici eski tecrübeler hatta anne adayının kendi annesiyle olan ilişkileri bile bu duyguyu etkilemektedir.<br />
Her kadının doğumuyla ilgili bir cesaret hikayesi vardır ancak abartılı hikayelerin çoğunun altında kadının kendini önemli bir noktaya çıkarma ve dikkati üzerinde toplama ihtiyacı görülür.</p>
<p>Özetlemek gerekirse doğum korkusuyla başa çıkmada ilk adım anne adayının kendisini en çok endişelendiren konuyu iyi bilmesi, bunu doktoruyla ya da doğum öncesi kurslara katılarak çözmeye çabalaması, çabalar yetersiz kaldığında bireysel bir psikolojik destek alması olmalıdır.<br />
Doğuma eşin katılımı özellikle yabancı bir ortamda (doğumhane) yalnız kalma korkusuna yardımcı olmaktadır. Bunun yanında doğum personelinin doğum sırasındaki pozitif ve destekleyici tutumları, anneyi doğum süresince bilgilendirmek ve bir sonraki aşamanın ne olduğunu anlatıp doğuma onun da katılımını sağlamak annenin kontrol duygusunu güçlendirecek ve korkusunu azaltacaktır.<br />
Korku azaldığında ağrı kesici ihtiyacı da azalmakta ve doğum süresi kısalmaktadır.</p>
<p>Annelik kimliğinin yerleşmesinde doğum tecrübelerinin yeri büyüktür.<br />
Doktor ve ebelerle işbirliği içerisinde, ağrıya ya da paniğe yenik düşüp kontrolü kaybetmeksizin gerçekleşen başarılı bir doğum sonrasında kadının kendine güven duygusu artar, bu beraberinde annelik yetenekleri konusundaki özgüvenini de arttıracaktır.</p>
<p>Ne şekilde doğum yapmış, ne kadar acı çekmiş olursanız olun, aklınızda kalacak tek şey bebeğinizi kucağınıza aldığınız andaki heyecan ve mutluluğunuz olacaktır.</p>
<p>Son Güncellenme Tarihi: 08.04.2008<br />
Kaynak : //www.kadikoysifa.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinveyasam.com/blog/dogum-korkusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tüp bebek tedavisi nasıl yapılır?</title>
		<link>http://www.kadinveyasam.com/blog/tup-bebek-tedavisi-nasil-yapilir/</link>
		<comments>http://www.kadinveyasam.com/blog/tup-bebek-tedavisi-nasil-yapilir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Jan 2012 07:48:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hanimeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik (Gebelik)]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Embriyo Transferi]]></category>
		<category><![CDATA[tüp bebek tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinveyasam.com/blog/?p=602</guid>
		<description><![CDATA[Üremeye yardımcı tedaviler 4 basamakta uygulanan bir süreçtir:  * Yumurtalıkların ilaçlarla uyarılması ve yumurta geliştirilmesi  * Yumurta toplanması  * Sperm ile yumurtanın döllenmesi, yani embrİyo oluşması  * Embriyo transferi  Yumurta gelişiminin sağlanması: Hastaların gebelik şanslarını artırmak için kendiliklerinden geliştirecekleri bir adet yumurtayı kullanmaktansa, hem yumurta sayısını arttıran hem de folliküllerin yumurta toplanma işlemine kadar çatlamadan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-696" title="tüp bebek" src="http://www.kadinveyasam.com/blog/wp-content/uploads/2009/08/tüp-bebek.jpg" alt="tüp bebek" width="137" height="132" />Üremeye yardımcı tedaviler 4 basamakta uygulanan bir süreçtir:</p>
<p> * Yumurtalıkların ilaçlarla uyarılması ve yumurta geliştirilmesi</p>
<p> * Yumurta toplanması</p>
<p> * Sperm ile yumurtanın döllenmesi, yani embrİyo oluşması</p>
<p> * Embriyo transferi</p>
<p> <strong>Yumurta gelişiminin sağlanması: </strong></p>
<p>Hastaların gebelik şanslarını artırmak için kendiliklerinden geliştirecekleri bir adet yumurtayı kullanmaktansa, hem yumurta sayısını arttıran hem de folliküllerin yumurta toplanma işlemine kadar çatlamadan beklemesini sağlayan ilaçlarla yumurtalıkların kontrollü olarak uyarılması ilk tercih edilen yöntemdir. (Folliküller yumurtalıklarda gelişen ve yumurtaları barındıran içi sıvı dolu keseciklerdir.)</p>
<p><span id="more-602"></span></p>
<p>İlaçla tedavi sırasında, yumurtalıkların verdiği cevabın görülmesi ve yan etkilerden korunmak için hastaların dikkatli takibi gerekmektedir. Bu amaçla adet kanamasının 2. gününden, en geç 3. gününden başlayarak düzenli aralarla yapılan ultrason takipleriyle, yumurtalıklarda oluşan yumurta keseciklerinin (folikül) gelişimi ve rahim içi dokunun (endometrium) kalınlık ve kalitesi izlenir. Gerekirse doz ayarlamaları yapılır. Bu uyarılma süreci yaklaşık 10-12 gün sürer. Gelişen folliküllerin sayı ve büyüklükleri, rahim içi tabakasının kalınlık ve kalitesi, kanda östradiol (E2) hormon düzeylerinin takibi ile istenilen gelişme elde edildiğinde bir sonraki basamak olan yumurta toplama işlemine geçilir. Yumurtaların son olgunlaşmasını sağlamak için ayrı bir ilaç verilerek (Pregnyl) yumurta toplamanın günü ve saati tesbit edilir.</p>
<p><strong>Yumurta toplama: </strong></p>
<p>Yumurta toplama işlemi, ultrason klavuzluğunda uygulanır. Bu işlem, ameliyathane şartlarında, hafif bir anestezi altında, ağrısız olarak gerçekleştirilir. Özel bir iğne ile vaginal yoldan yumurtalıklara ulaşılarak follikül içindeki sıvı boşaltılır ve mikroskop altında yumurta aranır. Yumurta hücresi bulunamazsa follikül içi yıkanır ve elde edilen sıvıda tekrar yumurta aranır. Toplanan yumurtalar döllenme işlemi için özel ortama alınır. Bu aşamada her follikülden yumurta çıkmayabilir veya elde edilen her yumurta olgunlaşmış olmayabilir.</p>
<p><strong>Döllenme (Fertilizasyon): </strong></p>
<p>Erkekten alınan sperm örneği laboratuvarda işlemden geçirilerek sağlıklı olanlar ayrılır. Tüp bebek yöntemi kullanılıyorsa, yumurtalar spermler bir araya getirilir veya mikroenjeksiyon uygulanıyorsa spermler yumurta içine enjekte edilir, bu icsi olarak anılır. Daha sonra kadın vücudundakine benzer şartlarda özel ortamda beklemeye alınır. Anne ve babadan gelen hücrelerin birleşmesi ile oluşan yeni yapıya embriyo adı verilir.</p>
<p> <strong>Embriyo transferi (ET): </strong></p>
<p>Embriyoların laboratuar ortamından alınarak rahime verilmesi işlemine embriyo transferi adı verilir. Bu nakil işlemi için ince bir plastik araç kullanılır. Anestezi  gerektirmeyen kısa bir uygulama ile rahim içine bırakılan embriyoların bundan sonra  kendi kendilerine gelişmeye devam ederek rahime tutunmaları beklenir.</p>
<p>Embriyo transferinde kullanılan embriyolardan sonra elde kalan iyi gelişme gösteren embriyolar dondurularak daha sonra kullanım için saklanabilir. Embriyoların donma ve çözülme işleminden sonra canlılıklarını koruyabilme oranları %50&#8242;dir. Donmuş embriyolar, taze embriyolardan daha düşük oranda gebelik oluşturmalarına rağmen, ikinci bir gebelik şansı vererek  toplam gebelik oranlarını arttırmakta ve maliyeti düşürmektedir</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinveyasam.com/blog/tup-bebek-tedavisi-nasil-yapilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte temizlik ve bakım</title>
		<link>http://www.kadinveyasam.com/blog/hamilelikte-temizlik-ve-bakim/</link>
		<comments>http://www.kadinveyasam.com/blog/hamilelikte-temizlik-ve-bakim/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Jan 2012 07:04:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hanimeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik (Gebelik)]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte bakım]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte vücut bakımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinveyasam.com/blog/?p=1264</guid>
		<description><![CDATA[Temizlik Vücut temizliği hamilelikte büyük önem taşımaktadır. Tuvalete girmeden önce ve çıkınca eller bol sabunlu su ile yıkanmalıdır. Haftada en az bir defa ılık su ile banyo yapılmalıdır. İç çamaşırları sık sık değiştirilmelidir. Diş bakımı Hamilelikte annenin dişleri zarar görmez. Her bebeğin annede diş eksilttiği biçimindeki inanış doğru değildir; ama hamilelikte yeterli beslenmeye ve diş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-1316" style="margin: 15px 10px;" title="gebelikte temizlik" src="http://www.kadinveyasam.com/blog/wp-content/uploads/2009/10/gebelikte-temizlik.jpg" alt="gebelikte temizlik" width="129" height="97" />Temizlik</strong></p>
<p>Vücut temizliği hamilelikte büyük önem taşımaktadır. Tuvalete girmeden önce ve çıkınca eller bol sabunlu su ile yıkanmalıdır. Haftada en az bir defa ılık su ile banyo yapılmalıdır. İç çamaşırları sık sık değiştirilmelidir.</p>
<p><strong>Diş bakımı</strong></p>
<p>Hamilelikte annenin dişleri zarar görmez. Her bebeğin annede diş eksilttiği biçimindeki inanış doğru değildir; ama hamilelikte yeterli beslenmeye ve diş bakımına dikkat edilmeli, günde 3 defa dişler fırçalanmalı, çürük dişler tedavi ettirilmelidir. Çünkü çürük ve bakımsız dişlerden vücuda mikrop yayılarak hamileliği tehlikeye sokabilir.</p>
<p><strong>Meme bakımı</strong></p>
<p>Hamilelik memede değişikliklere, gerilmelere ve ağrıya yol açabilir. Bu nedenle giyim, meme bakımı ve temizliği çok önemlidir. Yedinci aydan sonra memeleri her gün ılık, sabunlu su ile silip, meme uçlarının çatlamaması için zeytinyağı veya yumuşatıcı bir krem kullanabilirsiniz. Meme bakımını emzirme döneminde de devam ettirmeniz gerekir. İyi bir meme bakımı ile doğumdan sonra sütün gelmesini sağladığınız gibi, meme rahatsızlıklarını da önlemiş olursunuz.</p>
<p><span id="more-1264"></span></p>
<p><strong>Giyim</strong></p>
<p>Hamilelikte giysileriniz rahat, vücudu sıkmayan biçimde olmalıdır. Özellikle iç çamaşırlarınız rahat ve pamuklu kumaştan olmalıdır. Ayakkabılar rahat, düz olmalıdır. Lastik, kemer gibi vücudu sıkan eşyalar kullanılmamalıdır.</p>
<p><strong>Günlük hareketler, geziler</strong></p>
<p>Hamilelikte günlük olarak hafif ve yormayan ev işlerine devam edilmesi yararlı bir egzersiz olur. Açık havada her gün yorulmadan yapılan yürüyüşler de hamilelik açısından önemlidir. Mecbur kalınmadıkça, doktorunuza danışmadan uzun yolculuklardan kaçınılmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinveyasam.com/blog/hamilelikte-temizlik-ve-bakim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lohusa Şerbeti</title>
		<link>http://www.kadinveyasam.com/blog/lohusa-serbeti/</link>
		<comments>http://www.kadinveyasam.com/blog/lohusa-serbeti/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Dec 2011 06:12:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hanimeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek & Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik (Gebelik)]]></category>
		<category><![CDATA[Yemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinveyasam.com/blog/?p=634</guid>
		<description><![CDATA[Malzemesi : ½ Kg Lohusa Şekeri  , 5 su bardağı Toz Şeker , 15 adet Karanfil 3-4 Kabuk Tarçın , 15-20 bardak Su Tarifi : Büyük bir tencereye su, şeker (isteğe göre ayarlanır) ve lohusa şekeri konulur. Yarım saat kaynatın. Kabuk tarçınlar ve Karanfiller bir tülbent içinde tencereye atılır. Kaynatmaya devam edilir. Hepsi süzün, sıcak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-664" title="lohusa şerbeti" src="http://www.kadinveyasam.com/blog/wp-content/uploads/2009/08/lohusa-şerbeti.jpg" alt="lohusa şerbeti" width="111" height="111" />Malzemesi :</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">½ Kg Lohusa Şekeri  , 5 su bardağı Toz Şeker , 15 adet Karanfil</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">3-4 Kabuk Tarçın , 15-20 bardak Su</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">Tarifi :</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">Büyük bir tencereye su, şeker (isteğe göre ayarlanır) ve lohusa şekeri konulur. Yarım saat kaynatın.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span id="more-634"></span><img title="Daha fazla..." src="http://www.tasdelen.org/hanimeli/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif" alt="" /></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">Kabuk tarçınlar ve Karanfiller bir tülbent içinde tencereye atılır. Kaynatmaya devam edilir.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">Hepsi süzün, sıcak ya da soğuk ikram edin.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"> ( Lohusa şerbeti, doğum sonrası ziyarete gelen kişilere ikram edilen içecektir.)</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"> Not : Lohusa şekeri İstanbul&#8217;da Mısır Çarşısında ve diğer yerlerde şekercilerden temin edebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinveyasam.com/blog/lohusa-serbeti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkek Bebek doğurmak daha zor ! &#8230;</title>
		<link>http://www.kadinveyasam.com/blog/erkek-bebek-dogurmak-daha-zor/</link>
		<comments>http://www.kadinveyasam.com/blog/erkek-bebek-dogurmak-daha-zor/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Dec 2011 23:23:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hanimeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik (Gebelik)]]></category>
		<category><![CDATA[doğum hazırlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinveyasam.com/blog/?p=791</guid>
		<description><![CDATA[Yeni yapılan bir araştırmada, erkek bebeklerin doğum sırasında annelerine daha çok acı çektirdikleri belirlendi.  Britisih Medical Journal&#8217;da yayınlanan bir araştırmaya göre;  Erkek bebeklerin doğumunda ; kız bebeklere oranla, daha çok sezaryen ya da alet gerektiren diğer doğum yöntemlerine gerek duyulduğu saptanmıştır.  Erkek bebeklerin ayrıca, annelerinin daha çok doğum sancısı çekmelerine ve komplikasyonlara yol açtığı belirlenmiştir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-792" title="erkek bebek uyuyan" src="http://www.kadinveyasam.com/blog/wp-content/uploads/2009/08/erkek-bebek-uyuyan.jpg" alt="erkek bebek uyuyan" width="134" height="84" />Yeni yapılan bir araştırmada, erkek bebeklerin doğum sırasında annelerine daha çok acı çektirdikleri belirlendi.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"> Britisih Medical Journal&#8217;da yayınlanan bir araştırmaya göre;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"> Erkek bebeklerin doğumunda ; kız bebeklere oranla, daha çok sezaryen ya da alet gerektiren diğer doğum yöntemlerine gerek duyulduğu saptanmıştır.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span id="more-791"></span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"> Erkek bebeklerin ayrıca, annelerinin daha çok doğum sancısı çekmelerine ve komplikasyonlara yol açtığı belirlenmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinveyasam.com/blog/erkek-bebek-dogurmak-daha-zor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğuma giderken neler almalıyız?</title>
		<link>http://www.kadinveyasam.com/blog/doguma-giderken-neler-almaliyiz/</link>
		<comments>http://www.kadinveyasam.com/blog/doguma-giderken-neler-almaliyiz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Nov 2011 10:57:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hanimeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik (Gebelik)]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[doğum hazırlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[doğuma giderken neler almalıyız.]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinveyasam.com/blog/?p=538</guid>
		<description><![CDATA[Doğumunuz yaklaşıyor. Sizinle birlikte yakınlarınızı bir heyecan sardı bile. Bu tatlı telaş içerisindeyken hastanede pek çok şeye ihtiyacınız olacak. Bunun için gecikmeden doğum çantanızı hazırlamalısınız. Doğum çantanızda bulunması gerekenleri sizin için derledik… • Bebek iç çamaşırı • 2 adet tulum • Bol miktarda bebek bezi • Bebeğinizi taşımak için ana kucağı ya da koltuğu • [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-539" title="doğuma giderken neler" src="http://www.kadinveyasam.com/blog/wp-content/uploads/2009/07/doğuma-giderken-neler.jpg" alt="doğuma giderken neler" width="153" height="175" />Doğumunuz yaklaşıyor.<br />
Sizinle birlikte yakınlarınızı bir heyecan sardı bile.<br />
Bu tatlı telaş içerisindeyken hastanede pek çok şeye ihtiyacınız olacak.<br />
Bunun için gecikmeden doğum çantanızı hazırlamalısınız. Doğum çantanızda bulunması gerekenleri sizin için derledik…</p>
<p>• Bebek iç çamaşırı<br />
• 2 adet tulum<br />
• Bol miktarda bebek bezi<br />
• Bebeğinizi taşımak için ana kucağı ya da koltuğu<br />
• Emzik<br />
• Eğer bebeğinizi emziremiyorsanız biberon<br />
• Formül mama<br />
• Önlük<br />
• Sterilizatör<img title="Daha fazla..." src="http://www.tasdelen.org/hanimeli/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif" alt="" /><br />
• Bebeğin kusması ihtimaline karşı küçük el bezleri</p>
<p><span id="more-538"></span><br />
• Battaniye<br />
• Hazır popo silici kağıtlar<br />
• Battaniye</p>
<p>Anne için hastanede gerekenler<br />
• Doğum sırasında giyebileceğiniz bir gecelik<br />
• Kalın çorap(üşümeyi önlemek için)<br />
• Dudaklar için nemlendirici(hamile doğum öncesi ağızdan nefes alıp verir,bu kurumayı önlemek için)<br />
• Terlik<br />
• Sabahlık<br />
• İç çamaşırı(birkaç adet)<br />
• Doğum sonrası giyebileceğiniz rahat kıyafetler<br />
• Emzirme pedleri(Emzirirken sızan sütün sütyene geçmemesi için)<br />
• Emzirme sütyeni<br />
• Meme ucu çatlakları için krem<br />
• Hijyenik kadınbağı(doğum sonrası için)<br />
• Yumuşak havlu<br />
• Şampuan<br />
• Tarak,saç fırçası<br />
• Deodorant,diş macunu,diş fırçası gibi kişisel temizlik malzemeleri</p>
<p>Eve gelirken<br />
• Çok miktarda bebek bezi<br />
• Bebek temizliğinde kullanılacak ıslak mendil çeşitleri<br />
• Bebek banyo takımı<br />
• Alt değiştirme pedi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinveyasam.com/blog/doguma-giderken-neler-almaliyiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Folik Asit Desteği</title>
		<link>http://www.kadinveyasam.com/blog/folik-asit-destegi/</link>
		<comments>http://www.kadinveyasam.com/blog/folik-asit-destegi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Nov 2011 06:27:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hanimeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik (Gebelik)]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelikte Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelikte vitamin eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte ilaç kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelikte vitamin kullanımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinveyasam.com/blog/?p=1112</guid>
		<description><![CDATA[Folik Asit Desteği Yakın zamandaki bilimsel incelemeler bir B vitamini olan Folik asidin erken gebelikte kullanımının ciddi santral sinir sistemi anomalilerini önlediğini göstermiştir. Bu anomaliler beynin üst yarısının gelişme bozukluğu olan &#8220;anensefali&#8221; ve omurilik dokusunun içinde bulunduğu spinal kanalın kapanmasının tamamlanamadığı &#8220;spina bifida&#8221; dır. Bu tür anomalili doğumların olasılığı yaklaşık 1000 ila 2000 doğumda birdir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Folik Asit Desteği<br />
</strong><br />
Yakın zamandaki bilimsel incelemeler bir B vitamini olan Folik asidin erken gebelikte kullanımının ciddi santral sinir sistemi anomalilerini önlediğini göstermiştir. Bu anomaliler beynin üst yarısının gelişme bozukluğu olan &#8220;anensefali&#8221; ve omurilik dokusunun içinde bulunduğu spinal kanalın kapanmasının tamamlanamadığı &#8220;spina bifida&#8221; dır.</p>
<p>Bu tür anomalili doğumların olasılığı yaklaşık 1000 ila 2000 doğumda birdir. 0.4 mg folik asit içeren bir tabletin günlük olarak alınmasıyla bu anomalilerin olasılığı oldukça azaltılabilir. Bu fayda folik asit gebelikten önce ve gebeliğin ilk 6 haftasında alındığında mümkündür. Unutmamak gerekir ki, bu anomalilerin tam olarak önlenmesi garanti edilemez.</p>
<p><span id="more-1112"></span></p>
<p>Önerilen folik asit dozu günde 0.4mg(400 mcg) dır. Ispanak gibi yeşil yapraklı sebzeler, portakal ve fıstık gibi besinlerde ve katkılı ekmeklerde bulunan folik asidi yeterli gebelik öncesi ve erken gebelik dozunda alabilmek için piyasada bulunan birçok multivitamin veya sadece folik asit içeren ilaçlardan uygun olanını doktorunuza danışarak öğreniniz. İdeali folik asidin gebeliğe karar vermeden önce başlanması olsa da, bu mümkün olamamış ise son görülen adetin üzerinden 2 ay geçene dek kullanılması uygundur.</p>
<p>Kaynak : <a href="http://www.kadikoysifa.com">www.kadikoysifa.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinveyasam.com/blog/folik-asit-destegi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilelik Bulantıları nasıl önlenir? Neden oluşur?</title>
		<link>http://www.kadinveyasam.com/blog/hamilelik-bulantilari-nasil-onlenir-neden-olusur/</link>
		<comments>http://www.kadinveyasam.com/blog/hamilelik-bulantilari-nasil-onlenir-neden-olusur/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Nov 2011 06:05:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hanimeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik (Gebelik)]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik hakkında bilinmesi gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte bulantı]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelikte beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte bulantılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinveyasam.com/blog/?p=596</guid>
		<description><![CDATA[Sabah bulantıları Hamileliğin en sık rastlanan belirtilerinden biri, ilk birkaç ay içinde genellikle sabahlan görülen, bulantı ve kusmalardır. Bazı ülkelerde &#8220;sabah hastalığı&#8221; adı verilen bu rahatsızlıktan, hamile kadınların yaklaşık yarısı etkilenir ve hamileliğin, bedensel olarak hissedilen ilk belirtisi olabilir. Bulantı ve kusmalar, normal hamileliğin bir parçası sayılır ve sizi çok rahatsız ediyor olmaları durumunda bile, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-694" title="hamilelik bulantıları" src="http://www.kadinveyasam.com/blog/wp-content/uploads/2009/08/hamilelik-bulantıları.jpg" alt="hamilelik bulantıları" width="109" height="112" />Sabah bulantıları</p>
<p>Hamileliğin en sık rastlanan belirtilerinden biri, ilk birkaç ay içinde genellikle sabahlan görülen, bulantı ve kusmalardır. Bazı ülkelerde &#8220;sabah hastalığı&#8221; adı verilen bu rahatsızlıktan, hamile kadınların yaklaşık yarısı etkilenir ve hamileliğin, bedensel olarak hissedilen ilk belirtisi olabilir.</p>
<p>Bulantı ve kusmalar, normal hamileliğin bir parçası sayılır ve sizi çok rahatsız ediyor olmaları durumunda bile, herhangi bir kaygı duymanıza gerek yoktur.</p>
<p>Nedenler<br />
Hamilelik dönemi bulantılarının kesin nedenleri bilinmemekle birlikte, kan dolaşımınızdaki hormonların -özellikle de progesteronun- düzeylerinin artmasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Bazı uzmanlar da, hamilelik döneminde fazladan üretilen östrojen ve progesteonu kanda hep belirli bir düzeyde tutmak için üretilen &#8220;insan kor-yon gonadotropini&#8221; (HCG) adlı hormonun üretilmesine de bağlı olabileceğini ileri sürmektedirler.</p>
<p><span id="more-596"></span></p>
<p>Gerçekten de, HCG&#8217;nin üretilmesi, bulantının başlamasıyla çakışır.<br />
<img title="Daha fazla..." src="http://www.tasdelen.org/hanimeli/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif" alt="" /><br />
&#8220;Eyvah! Gene mi!&#8221; Hamilelik bulantıları, insanı genellikle en uygunsuz, en olmadık durumlarda yakalar.</p>
<p>Kan dolaşımına bu apansız hormon akını, midenizin iç zarını tahriş ederek, hissetmekte olduğunuz baş dönme¬sini ve bulantıyı artıra¬bilir. Ayrıca, kan şeker düzeyinizi de etkileyerek, kendinizi ya çok aç hissetmenize ya da mi¬denizin bulanmasına yol açar.</p>
<p>Ne zaman başlar?<br />
Bulantı ve kusmalar, genellikle gebeliğin 6. haftasına doğru başlar, 10. haftaya doğru azalır, 13. haftaya doğru kaybolurlar. Bazı hamile kadınlarda 16. haftaya kadar sürdükleri görülürse de, daha uzun sürmelerine çok ender rastlanır.</p>
<p>Bazı kadınlar, bu hamilelik dönemi bulantıları döneminde kendilerini öylesine halsiz hissederler ki, ruhsal çöküntü içine girer, bu korkunç bulantılardan ömür boyu kurtulamayacakları duygusuna kapılırlar.</p>
<p>Uzmanlar, bazı kadınlar hamilelik bulantılarından etkilenirken, bazılarının etkilenmeme-sinin nedenini henüz aydınlatamamışlardır. Aynı kadında bile, bulantıların şiddeti, bir hamilelikten öbürüne değişik olabilir ve bir ha­mileliğinizde bulantılardan etkilenmeniz, bir sonrakinde de aynı sıkıntıları çekeceğiniz an­lamına gelmez.</p>
<p>Hamilelik dönemi bulantılarının belirtileri kadından kadına ve gebelikten gebeliğe deği­şir. En yaygın belirti baş dönmesi, öğürme ve kusma ile halk arasında &#8220;aşerme&#8221; ya da &#8220;aş-yerme&#8221; adı verilen bazı yiyeceklerden ve ko­kulardan tiksinmedir (bu arada bazı yiye­cekleri de sürekli yeme isteği duyar).</p>
<p>Hamilelik bulantıları, kusmayla sonuçlanır, Birçok hamile kadın, midelerinde sürekli (ama özellikle sabah uyandıklarında şiddetlidir) bir altüst olma hissederler. Bazıları yalnızca hafif bir bulantı hissederken, bazıları her yemekten sonra mutlaka kusarlar.</p>
<p>Sabah hastalığımı?<br />
Hamile kadınların büyük bölümü bulantı duygusunu en çok sabahlan hissettikleri için, bu bulantılara &#8220;sabah bulantıları&#8221; da denmekle birlikte, birçok hamile kadın da bulantıları akşamüstleri hisseder. Aslında, her zaman başlayabilir ve çoğunlukla insanı en uygunsuz durumlarda, sözgelimi bir mağazada alışveriş yaparken yakalarlar.</p>
<p>Bulantı ve kusmaların yanı sıra, dilinizdeki tat cisimciklerinizde bir değişme ya da ağzınızda madeni bir tat gibi başka belirtiler de fark edebilirsiniz. Bir zamanlar çok sevdiğiniz bazı besinlerden tiksindiğinizi ya da daha önce hiç mi hiç sevmediğiniz besinleri canınızın çok fazla istemeye başladığını (aşerme) hissedebilirsiniz. Bu arada midenizde gaz toplanmasının gerçek bir soruna dönüştüğünü fark edebilirsiniz. Özellikle bazı sebzeler ya da baharatlı besinler, çok fazla gaz yapmaya başlar: Bu durumda, deneme-yanılma yöntemini kullanarak hangi besinlerin size dokunduğunu bulmanız ve onlardan uzak durmanız gerekir. Genellikle, taze, özel işlem görmemiş besinler bakımından zengin bir yemek rejimi, bu sorunu önleyecektir. Evinizde bol bol meyve bulundurun ve çalışmayı sürdürmekteyseniz, gün içinde ne zaman açlık hissederseniz atıştırmak için, birazını da yanınıza alın.</p>
<p>Tedavi<br />
- Hamilelik dönemi bulantıları, size de5 bebeği­nize de zarar vermez; ama sıkıntılarıyla yaşa­mınızı güçleştirdiklerinden, bazı önlemler al­manız yararlı olur. Ayrıca, birçok besini gör­mek bile midenizin kalkmasına yol açabildiği halde, tam da bu dönemde, gerektiğince iyi beslenmeyi sürdürmeniz gerekir.<br />
- Nedenleri kesin olarak aydınlatılamamış da olsa, bulantılarda kan şekeri düzeyiniz kuşku­suz önemli rol oynadığından, günde iki ya da üç kez karnınızı tıka basa doyurmak yerine, her iki üç saatte bir, azar azar, karbonhidrat bakımından zengin yiyecekler yemeniz iyi olur. Böylece hem kanınızdaki şeker düzeyi aşağı yukarı değişmeden kalır, hem de sin¬dirim sisteminizi aşırı yüklememiş olursunuz.<br />
- Bazı besinlerin ya da kokuların bulantıları başlattığını fark edebilirseniz, bunlardan uzak durun; grissini ya da meyve gibi yumuşak, sindirimi kolay besinleri yeğleyin. Ayrıca, karbonhidratlar bulantı duygusuyla savaşmayı kolaylaştırdıklarından, kepekli ekmek, pirinç, patates, çiğ sebze yemeye çaba gösterin.<br />
- Çoğunlukla sorun yaratan besinler, aşırı kat ve sıvı yağ kullanılmış, kızarmış ya da ağdalı şekerli besinlerdir. Bunları yemekten kaçının ve olanak varsa, canınızın çekmemesi için, ailenizin öbür üyelerine de bu tür yiyecekler hazırlamayın.<br />
- Sabah gözünüzü açar açmaz ilk hissettiğiniz şey bulantıysa yatağınızın, yanı başında bir bardak süt ya da meyve suyu ile bir-iki bisküvi ya da bir dilim kızarmış ekmek dilimi bulundurup, uyanır uyanmaz, yatağınızdan kalkmadan bunları yiyin: Böylece kan şeker düzeyiniz yükselecektir.<br />
- Bulantılarınız ne kadar şiddetli, rahatsı edici olsa da, ruhsal durumunuzu etkilemelerine fırsat vermeyin. Sürekli midenizin altüst olduğunu ve bulandığını hissetmek kuşkusu2 hoş bir şey değildir; ama unutmayın ki, bunlar bir süre sonra geçecek ve hamileliğiniz yeniden normale dönecek, sonra da çok istediğiniz bebeğiniz dünyaya gelecek ve ilk aylardaki bu sıkıntıların anısı bile kalmayacaktır. En önemli şey, bulantı ve kusmaların sizi canınızdan bezdirmesine, gereksiz bir stres durumu yaratmasına olanak vermemenizdir: Biraz dişinizi sıkın ve bunları, bedeninizdeki olağanüstü değişikliklerin bir parçası olarak kabul etmeye çalışın.</p>
<p>Eylem planı<br />
- Gündüzleri belirli aralıklarla dinlenin. Çalışıyorsanız, çalışma arkadaşlarınızla bu konuda konuşun.<br />
- Dar giysiler giymekten kaçının.<br />
- Bulantıyı bastırmak için yanınızda grissini, yoğurt, çiğ sebze gibi atıştırılacak bir şeyler bulundurun.<br />
- Doktorunuz gerekli görmedikçe, hiçbir ilaç almayın.</p>
<p>Dikkat<br />
- Gerek katı yağlı, gerek sıvı yağ Sı yiyeceklerden elden geldiğince sakının.<br />
- Karbonhidratlar bulantıya iyi gelirler: Pirinç, patates, kepek ekmeği ve çiğ sebzeler yiyin.<br />
- Mide gazı, bir sorun olabilir: Taze yiyeceklerle basit bir yemek rejimi uygulayın.<br />
- Sigara dumanından ve alkolden sakının.</p>
<p>Uyarı ve öneriler<br />
- Duygusal gerilim, durumu daha da beter kılabilir. Meditasyon gibi bazı gevşeme teknikleri, bu konuda yardımcı olabilir. Ayrıca, sinirlendirici, gerginlik yaratacak her türlü durumdan kaçının.<br />
- Aklınızı elden geldiğince başka şeylerle meşgul edin. Kafanızı bulantılara takmanız, onları daha da şiddetle farketmenizden başka şeye yaramaz.<br />
- Hamilelik dönemlerinde aynı sıkıntıları çekmiş arkadaşlarınızla, yakınlarımda, komşularınızla konuşmanız, sandığınız kadar uzun sürmeyeceklerini öğrenerek içinizin rahatlamasını sağlayabilir.<br />
- Yeterince dinlenmeye dikkat edin: Yorgunluğun hamilelik bulantılarını artırdığı kesindir. Etkinliklerinizi azaltarak, aşırı yorulmaktan kaçının ve olanak varsa, gündüzleri, kısa şekerlemeler yapabilecek biçimde zamanınızı planlayın. Geceleri uykunuzu iyice almaya dikkat edin.<br />
- Bir günlük tutarak bulantı nöbetlerinizin başlama saatlerini not etmek günlük sıkıntılarınızın ne zaman başlayacaklarını önceden kestirmenize yardım edecektir.</p>
<p>Doktorunuzun yardımı<br />
- Kan dolaşımınızda, dolayısıyla da bebeğinizin kan dolaşımında pek çok kimyasal madde bulunduğundan, hamilelik bulantı ve kusmalarını önlemek ya da hafifletmek konusunda doktorların ellerinden pek az şey gelir. Doktorunuza sormadan, eczanelerden reçetesiz satılan hiçbir ilacı satın almayın. Çok fazla bulantı hissediyorsanız, doktorunuza antiasitleri (mide asidini azaltan ilaçlar) kullanıp kullanamayacağınızı sorun; bunların yaran olabilir.</p>
<p>Şiddetli kusma<br />
- Günde birkaç kez kusuyorsanız ve hiçbir yiyeceği mideniz kabul etmiyorsa, doktorunuz size hamileliğin ilk birkaç ayında zararsız olan kusmayı önleyici ilaçlar yazabilir. Bu ilaçlar, kusma refleksi sinir etkinlikleri tarafından uyarılırken, beyinde kusma alıcılarının işlevini engelleyerek etki yaparlar.<br />
- Bu tür tedaviye yalnızca durumunuzun çok kötüleşmesi ve uzaması durumunda başvurulur. Hamile bir kadının sürekli kusması ve hiçbir şeyi sindirememesi çok ender bir durumdur: 1 000 kadından yalnızca yaklaşık 3&#8242;ü böyle etkilenir. Tedavisi genellikle hastaneye yatırılarak, yitirilen sıvı ve elektrolitlerin yeniden verilmesine (serum) dayanır. Bu çok ender ağır durumlarda bile, bebeğin olaydan etkilenmesine çok ender rastlanır.</p>
<p>Çareleri<br />
- Bitki çayları içmek.<br />
- İçinizde tiksinti uyandırıcı yiyeceklerden ve kokulardan uzak durmak.<br />
- Yatağınızın yanında, sabah kalkar kalkmaz atıştıracağınız bir şeyler bulundurmak.<br />
- Gereksiz tartışmalardan, sıkıcı ortamlardan kaçınmak.<br />
- Çok sigara içilen, dumanlı yerlerde bulunmamak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinveyasam.com/blog/hamilelik-bulantilari-nasil-onlenir-neden-olusur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

